İklim Değişikliği Ve Türkiye’ deki Etkileri

  1. Giriş

Genel bir yaklaşımla, iklim değişikliği, “Nedeni ne olursa olsun iklim koşullarındaki büyük ölçekli (küresel) ve önemli yerel etkileri bulunan, uzun süreli ve yavaş gelişen değişiklikler” biçiminde tanımlanabilir. İklimdeki değişiklikler, buzul ve buzullar arası çağlar arasında, dünyanın çeşitli bölgelerinde ortalama sıcaklıklarda oluşan büyük değişiklikler şeklinde ortaya çıktığı gibi, yağış değişimlerini de içermektedir. Bugünkü bilgilerimize göre, yerkürenin çok uzun jeolojik tarihi boyunca iklim sisteminde doğal yollarla birçok değişiklik olmuştur. Jeolojik devirlerdeki iklim değişiklikleri, özellikle buzul hareketleri ve deniz seviyesindeki değişimler yoluyla yalnızca dünya coğrafyasını değiştirmekle kalmamış, ekolojik sistemlerde de kalıcı değişiklikler oluşturmuştur(Türkeş,2000).

 

  1. Gereç Yöntem ve Bulgular

 Küresel ısınma sonucu dünya yüzeyine yakın ortalama hava sıcaklığındaki artış, 2000 yılında sona eren yüz yıllık süreçte 0.6 ±0.2°C olmuştur. Bu artış 2005 yılında sona eren geçmiş yüz yıllık süreç içerisinde ise 0.74 ±0.18°C’ ye yükselmiştir. Küresel ısınmanın boyutlarını, İngiltere’de East Anglia Üniversitesi İklim Araştırmaları Birimi ve Meteoroloji Ofisi’nin Hadley Merkezi tarafından hazırlanan raporda gözlemlemek mümkündür. Buradaki veriler kara ve okyanus istasyonlarından elde edilen sıcaklıklar olup, 0°C sıcaklıklar 1961-1990 yılları arasındaki ortalama sıcaklıkları göstermektedir (Sağlam, Düzgüneş, Balık 2008).

 

2.1. Küresel İklimdeki Değişiklikleri Yönlendiren Kuvvet: Sera Etkisi

İklim sistemi için önemli olan doğal etmenlerin başında sera etkisi gelmektedir. Sera etkisi sadeleştirilerek şu şekilde açıklanabilir: Bulutsuz ve açık bir havada, kısa dalgalı güneş ışınımının önemli bir bölümü atmosferi geçerek yeryüzüne ulaşır ve orada emilir. Ancak, yerkürenin sıcak yüzeyinden salınan uzun dalgalı yer ışınımının bir bölümü, uzaya kaçmadan önce atmosferin yukarı seviyelerinde bulunan çok sayıdaki ışınımsal olarak etkin eser gazlar (sera gazları) tarafından emilir ve sonra tekrar salınır. Doğal sera gazlarının en önemlileri, başta en büyük katkıyı sağlayan su buharı (H2O) olmak üzere, karbondioksit (CO2), metan (CH4), diazotmonoksit (N2O) ve troposfer ile stratosferde (troposferin üzerindeki atmosfer bölümü) bulunan ozon (O3) gazlarıdır (Türkeş,2000).

 

2.2. Küresel İklim Değişikliğinin Potansiyel Etkileri

Küresel iklim değişikliğinin, küresel ve bölgesel anlamda bir takım etkilerinin ortaya çıkacağı beklenmektedir. Küresel iklim değişikliğinin tarım, orman ve bitki örtüsü, temiz su kaynakları, deniz seviyesi, enerji, insan sağlığı ve bio çeşitlilik üzerinde önemli etkileri olacaktır. Bununla beraber, küresel iklim değişikliğinin sosyal ve ekonomik yaşamda bir takım zincirleme etkilerinin olması da kaçınılmaz görünmektedir.

 

2.2.1. Deniz Seviyesinde Yükselme Ve Sahil Bölgeleri

2100 yılına kadar deniz seviyesinde 0.09 ila 0.88 metrelik bir yükselme beklenmektedir. Ortalama bir değer olarak deniz seviyesinin 0.48 metre yükseleceği tahmin edilmektedir.

 

2.2.2.Enerji

Uluslararası Enerji Ajansı’nın Referans Senaryosu’na göre, 2006-2030 yılları arasında enerji tüketimi ile bağlantılı karbondioksit emisyonları, %45 oranında artış gösterecektir. 2006-2030 döneminde enerji bağlantılı emisyon artışında ortaya çıkması beklenen 13 milyar ton’luk yükselişin, yaklaşık olarak %75’i, Çin (6,1 milyar ton), Hindistan (2 milyar) ve Orta Doğu (1,3 milyar ton) bölgelerinden kaynaklanacaktır.

 

2.2.3.İnsan Sağlığı

2003 yılında, Güney ve Batı Avrupa’da sıcaklık dolayısıyla 20.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Küresel sıcaklıklarda 2.3°C düzeyinde bir artışın, 2080 yılına kadar yapılan projeksiyonlarda 270 milyon insanın, 3.3°C düzeyinde bir sıcaklık artışının da 330 milyona kadar insanın sıtma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına neden olacağı öngörülmektedir.

 

2.2.4.Tarım

Tarım konusunda yapılan küresel projeksiyonlarda, gelişmekte olan ülkelerin artan sıcaklık artışından olumsuz şekilde etkileneceğini öngörülmektedir. Oysa, Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD, 2°C düzeyine kadar olan sıcaklık artışından olumlu bir şekilde etkileneceklerdir. Ayrıca, 2080 yılına kadar 2.5°C düzeyinde bir sıcaklık artışı, 50 milyona yakın insanın açlık riski yaşamasına neden olacaktır.

 

2.2.5.Doğal Çevre Ve Türler

1-2°C düzeyinde bir sıcaklık artışından, %10’luk bir ekosistem bölgesinin etkileneceği bildirilmektedir. Sıcaklık artışının 2°C düzeyinin üstüne çıktığı durumlarda ise, dünya ekosisteminin %20’sinden daha fazlasının etkileneceği beklenmektedir.

 

2.2.6.Su Kaynakları

Günümüzde, 1.3 milyar insan uygun ve güvenli su tedariki imkanlarına sahip olamazken, 2 milyar insan uygun sağlık koruma önlemlerinden yoksun bir şekilde hayatını sürdürmeye çalışmaktadır. Bu insanlar, dünya geneline yayılmış olmalarına rağmen (öncelikle Orta Doğu, Kuzey ve Güney Afrika), 19 ülke su kıtlığı veya su stresi ile karşı karşıyadır. 2 ila 2.5°C düzeyinde bir sıcaklık artışıyla birlikte, 2.4 ila 3.1 milyar insanın temiz su kaynaklarına ulaşma konusunda risk altında olacağı bildirilmektedir.

 

2.2.6.Ormanlar

Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin orman örtüsü üzerinde etkileri olacağı aşikârdır. Ormanlarda ağaçlar, böcekler ve diğer canlılar arasında çok hassas bir denge mevcuttur. Örneğin; 1993-2000 yılları arasında Alaska’ da 930.810 hektar orman alanı zararlı böcekler tarafından istila edilmiş, aynı süre içinde yılda 30 milyon ağaç bu nedenle kaybedilmiştir (Doğan, Tüzer, 2011).

 

2.3. Türkiye’de İklim Değişikliği

Türkiye diğer ülkelere göre bu konuda daha şanslıdır. Çünkü; Tropikal kasırgalar, El-Nino ve muson yağışları gibi küresel etkisi çok büyük olan meteorolojik olayların etki sahalarında çok uzaktır ve direkt etkilenmesi söz konusu olmayıp ancak dolaylı olarak etkilenmektedir.  Farklı Meteorolojik sistemlerin (Sibirya Yüksek Basınç Sistemi, Azor Yüksek Basınç Sistemi, İzlanda Alçak Basınç Sistemi, Basra Alçak Basınç Sistemi) etkisinde kalmaktadır.  Kara ve Deniz dağılımı nedeniyle önemli bir kazanıma sahiptir. Bu kazanım kıyılardaki (Dağların deniz tarafının) yağış rejiminin zenginliğini sağlamaktadır (Kayhan, 2007).

Dünya Doğayı Koruma Derneği (WWF)-Türkiye’nin gerçekleştirdiği Türkiye’ nin Yarınları Projesi Sonuç Raporu’ na göre iklim değişikliğinin başlıca etkileri şöyle olacak:

  • Sıcaklık artışı 2030’ lu yılların sonuna kadar sınırlı kalacak, bu dönemden sonra hızlı bir artış gözlenecek,
  • Mevsimsel ve bölgesel farklılıklar göstermekle beraber sıcaklık artışının kış mevsiminde 4°C, yazın ise 6°C civarına ulaşması bekleniyor (1960-1990 döneminde göre),
  • Kış yağışlarında Türkiye’ nin genelinde azalma görülürken bir tek Kuzey Anadolu’nun doğu yarısında yağışlarda artış görülecek.

2011 yılında yayımlanan İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı da, Türkiye’ de yıllık ortalama sıcaklığın gelecek yıllarda 2.5°-4°C artacağını, artışın Ege ve Doğu Anadolu Bölgeleri’nde 4°C’ yi, iç bölgelerinde ise 5˚C’ yi bulacağını öngörürken, Türkiye’nin yakın gelecekte daha sıcak, daha kurak ve yağışlar açısından daha belirsiz bir iklim yapısına sahip olacağını ortaya koyuyor.[5]

 

2.4. Küresel Isınmaya Karşı Küresel İşbirliği

Dünya ekosistemlerini etkileyen küresel ısınmaya karşı küresel önlemlerin alınması zorunludur. Bu konuda öncelikle Kyoto Protokolü tüm ülkelerce imzalanıp gereği yerine getirilmelidir. Bu kapsamda bireyler, yerel yönetimler, hükümetler ve çevre konularında çalışan sivil toplum örgütlerinin her birine ayrı ayrı önemli görevler düşmektedir. Ortak amaç sera gazı emisyonlarını azaltacak genel ve özel önlemler almak olmalıdır (Sağlam, Düzgüneş, Balık, 2008).

 

  1. Tartışma

İklim değişikliği ile ilgili bulgular ve öngörülen sonuçlar yukarıda detaylı olarak verilmiştir. Bu minvalde iklim değişikliği ve küresel ısınma konusunda küresel bazda bir bilinçlenme zorunlu hale gelmiştir. İlerleyen dönemlerde değişen koşullar gereği küresel krizlere yol açabileceği öngörülmektedir. Gerek küresel ölçekte gerek ülkemiz bazında yaşanan olumsuzluklar canlı yaşamını olumsuz etkilemektedir.

 

  1. Sonuç

İklim değişikliği konusunun alt başlıklarda etki alanlarına değinilmiş ve yapılan birçok bilimsel çalışmada konunun hayati önemi gözler önüne serilmiştir. Ülkelerin emisyonları konusunda hedefler konmuş ve sağlamaları yönünde kontrolleri takip edilmektedir. Çeşitli uluslar arası protokol ve sözleşmelerle bu sağlanmaya başlanmıştır. Daha fazla ülkenin bu protokollere katılım göstermesi ve çevre bilincinin küresel bir düzeyde yerleştirilmesi gerekmektedir. Bunun yanında bireysel olarak da küresel ısınma konusunda bilincin artırılması gerekmektedir,  bireyin çevre ile ilgili eğitiminin ailede başlaması bu yolda atılacak en temel adımdır.

Ayrıca ağaçlandırma çalışmalarının artırılması, enerji tasarrufunun sağlanması, tüketimin azaltılıp yeniden kullanıma ve geri dönüşüme gerekli ilgilinin gösterilmesi, toplu taşımaya yönelme, temiz enerji kullanımı konusunda yatırımların yapılması, çevre dostu ürünlerin kullanımı gibi önlemler hayata geçirilebilir.

 

 

Aygül YILMAZ

Çevre ve Kimya Mühendisi/Kalite Sorumlusu

 

 

 

Kaynaklar

[1]. Doğan, S. Ve Tüzer, M.,2011, Küresel İklim Değişikliği Ve Potansiyel Etkileri, C.Ü. İktisadi Ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 12, Sayı 1

[2]Kayhan, M. Küresel İklim Değişikliği Ve Türkiye, 2007, T.C Çevre Ve Orman Bakanlığı Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü

[3]. Sağlam, N., Düzgüneş,E. Ve Balık,İ.,2008, Küresel Isınma Ve İklim Değişikliği, E.Ü. Su Ürünleri Dergisi

[4]. Türkeş, M., Sümer, U. M. ve Çetiner, G. 2000, ‘Küresel iklim değişikliği ve olası etkileri’, Çevre Bakanlığı, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (13 Nisan 2000, İstanbul Sanayi Odası),

[5].https://www.wwf.org.tr/ne_yapiyoruz/iklim_degisikligi_ve_enerji/iklim_degisikligi/kuresel_iklim_degisikligi_ve_turkiye/turkiyenin_iklim_politikasi/


İletişim Bilgilerimiz

Haliç Çevre İletişim Bilgilerimiz
+90 212 621 23 40

+90 212 621 23 59

info@haliccevre.com

Önemli Linkler

Çevre ile ilgili önemli linkler
Ulusal Linkler

Uluslararası Linkler

Uluslararası Sözleşmeler

Sosyal Medya Hesaplarımız

Haliç Çevre Sosyal Medya Hesapları