Sürdürülebilirlik

Sürdürebilirliğin en kabul gören tanımı ‘Gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılanmasıdır’. Bunun sağlanması için de üç kaynağın doğru kullanılması gerekiyor; doğal kaynaklar, sosyal kaynaklar ve ekonomik kaynaklar. Görüldüğü gibi sürdürebilirlik; hem sosyo-ekolojik, hem de sosyo-ekonomik bir olgudur.

  • Karbon Ayak İzi Hesaplama
  • Su Ayak İzi Hesaplama
  • Yeşil Tedarik Zinciri Yönetimi
  • LCA Yaşam Döngüsü Analizi
  • Sürdürülebilirlik Raporu Hazırlanması
  • Karbon Sertifikasyonu ve Dengeleme
Karbon Ayak İzi Hesaplama

Karbon ayak izi, eylemlerimiz tarafından üretilen toplam sera gazı (karbondioksit ve metan dahil) miktarıdır. Bugün, “karbon ayak izi” terimi genellikle bir faaliyet veya kuruluş tarafından salınan karbon miktarının (genellikle ton cinsinden) kısaltması olarak kullanılmaktadır. Karbon ayak izi aynı zamanda Ekolojik Ayak İzi’ nin önemli bir bileşenidir, çünkü biyolojik olarak üretken alan için rekabet eden bir taleptir. Bu emisyonları absorbe etmek için yeterli biyokapasite yoksa, yanan fosil yakıtlardan kaynaklanan karbon emisyonları atmosferde birikir. Bu nedenle, toplam Ekolojik Ayak İzi kapsamında karbon ayak izi rapor edildiğinde, tonlarca karbondioksit emisyonu, bu karbondioksit emisyonlarını tutmak için gereken verimli arazi miktarı olarak ifade edilir. Bu bize, yanan fosil yakıtlardan kaynaklanan emisyonları nötralize etmek için ne kadar biyokapasitenin gerekli olduğunu söyler.

Elektrik kullanmak, araba kullanmak veya atıkların atılması gibi günlük faaliyetlerimizin çoğu sera gazı emisyonlarına neden olur. Bu emisyonlar birlikte bir hanenin karbon ayak izini oluşturur. Hesaplayıcı, ayak izinizi üç alanda tahmin eder: ev enerjisi, ulaşım ve atık. Herkesin karbon ayak izi, bulunduğu yere, alışkanlıklarına ve kişisel tercihlerine bağlı olarak farklıdır.

Su Ayak İzi Hesaplama

Su ayak izi, insanlığın tüketilen ve/veya kirlenen su miktarları cinsinden temiz su tahsisinin bir ölçüsüdür.

Kullandığımız, giydiğimiz, aldığımız, sattığımız ve yediğimiz her şeyin yapımı su gerektirir. Su ayak izi, kullandığımız mal ve hizmetlerin her birini üretmek için kullanılan su miktarını ölçer. Pirinç yetiştirmek gibi tek bir süreç, kot pantolon gibi bir ürün, arabamıza koyduğumuz yakıt veya çok uluslu bir şirketin tamamı için ölçülebilir. Su ayak izi ayrıca belirli bir ülke tarafından – veya küresel olarak – belirli bir nehir havzasında veya bir yeraltı suyundan ne kadar su tüketildiğini de söyleyebilir.

Su ayak izi, şirketler, hükümetler ve bireyler için çok çeşitli soruları yanıtlamamızı sağlar. Örneğin:

  • Şirketimin operasyonlarında veya tedarik zincirinde su bağımlılığı nerede?
  • Su kaynaklarımızı koruyan düzenlemeler ne kadar iyi?
  • Gıda veya enerji kaynaklarımız ne kadar güvenli?
  • Kendi su ayak izimi azaltmak ve hem insanlar hem de doğa için suyu yönetmemize yardımcı olmak için bir şeyler yapabilir miyim?

Sorduğunuz soruya bağlı olarak, su ayak izi, üretimin ton başına, hektar başına, para birimi başına ve diğer fonksiyonel birimlerde metreküp cinsinden ölçülebilir. Su ayak izi, sınırlı tatlı su kaynaklarımızın hangi amaçlarla tüketildiğini ve kirlendiğini anlamamıza yardımcı olur. Etkisi, suyun nereden ve ne zaman alındığına bağlıdır. Suyun zaten kıt olduğu bir yerden geliyorsa, sonuçları önemli olabilir ve eylem gerektirebilir.

Su ayak izinin üç bileşeni vardır: yeşil, mavi ve gri. Bu bileşenler birlikte, tüketilen suyun kaynağını yağış/toprak nemi veya yüzey/yeraltı suyu olarak ve kirleticilerin özümsenmesi için gereken tatlı su hacmini tanımlayarak su kullanımının kapsamlı bir resmini sunar.

Üç su ayak izi:

Yeşil su ayak izi, toprağın kök bölgesinde depolanan ve buharlaşan, terleyen veya bitkiler tarafından dahil edilen yağıştan kaynaklanan sudur. Özellikle tarım, bahçecilik ve orman ürünleri için geçerlidir.

Mavi su ayak izi, yüzey veya yeraltı su kaynaklarından elde edilen ve ya buharlaştırılan, bir ürüne katılan veya bir su kütlesinden alınıp diğerine iade edilen veya farklı bir zamanda iade edilen sudur. Sulu tarım, sanayi ve evsel su kullanımının her biri mavi su ayak izine sahip olabilir.

Gri su ayak izi, belirli su kalitesi standartlarını karşılamak için kirleticileri özümsemek için gereken tatlı su miktarıdır. Gri su ayak izi, bir tatlı su kaynağına doğrudan bir boru yoluyla veya dolaylı olarak topraktan, geçirimsiz yüzeylerden veya diğer dağınık kaynaklardan akış veya sızıntı yoluyla boşaltılan nokta kaynaklı kirliliği dikkate alır.

Yeşil Tedarik Zinciri Yönetimi

Üretim için gerekli hammadde tedarikinden başlayıp tüketicinin kullanımı sonunda oluşan atık/artık ürüne kadar uzun bir süreç söz konusudur. Bu zincirin her aşamasında çevreye zarar vermeyecek şekilde tek merkezden hareket edecek şekilde tasarlanması ‘Yeşil Tedarik Zinciri Yönetimi’ olarak ifade bulmaktadır. Bu zincirin adımları ortalama olarak şu şekildedir:

  • Yeşil satın alma
  • Yeşil üretim
  • Yeşil dağıtım
  • Tersine lojistik
  • Geri dönüşüm
  • Yeniden üretim
  • Yeniden kullanım
  • Bertaraf etme

Yeşil Tedarik Zinciri’ nin tercih edilme sebepleri şu şekilde açıklanabilir:

  • Sınırlı olan doğal kaynakların tükenme ve kirlenme ihtimalinin azaltmayı hedeflemesi
  • Çevre koruma kanunlarının getireceği ağır yaptırımlara uğramamayı sağlaması
  • Kaynak ve enerji tasarrufu, depolama ve nakliye giderlerinde düşüş sağlayarak işletmeyi ekonomik açıdan daha rahat hale getirmesi
  • Küresel ölçekte istenen bir şey olduğu için uluslararası iş yapabilme potansiyeli sağlaması
  • İşletmelerin maliyetleri düştüğü ve performansları arttığı için rekabet açısından avantajlı hale getirmesi
LCA Yaşam Döngüsü Analizi

Yaşam döngüsü analizi (LCA/Life Cycle Assessment), bir ürünle ilgili çevresel boyutları yaşam döngüsü boyunca değerlendirmek için kullanılan bir tekniktir. En önemli uygulamalar şunlardır:

– Genellikle ürünler veya süreçlerdeki iyileştirmelere öncelik vermek amacıyla yaşam döngüsü aşamalarının genel çevresel yüke katkısının analizi

– Dahili kullanım için ürünler arasında karşılaştırma

Bir LCA çalışması dört aşamadan oluşur:

• Aşama 1: Hedef ve kapsam, değerlendirmede ürün yaşam döngüsünün ne kadar büyük bir bölümünün alınacağını ve değerlendirmenin hangi amaca hizmet edeceğini tanımlamayı amaçlar. Sistem karşılaştırmasına ve belirli sürelere hizmet eden kriterler bu adımda açıklanmaktadır.

• Aşama 2: Bu adımda, envanter analizi, ürün sistemi içindeki malzeme ve enerji akışlarının ve özellikle çevre ile etkileşimi, tüketilen hammaddeler ve çevreye emisyonların bir tanımını verir.

• Aşama 3: Envanter analizinden elde edilen ayrıntılar, etki değerlendirmesine hizmet eder. Tüm etki kategorilerinin gösterge sonuçları bu adımda detaylandırılmıştır; her etki kategorisinin önemi normalleştirme ve nihayetinde ağırlıklandırma ile değerlendirilir.

• Aşama 4: Bir yaşam döngüsünün yorumlanması, kritik incelemeyi, veri duyarlılığının belirlenmesini ve sonuç sunumunu içerir.

Bir yaşam döngüsü değerlendirme çalışması yürütürken aşağıdaki konuların ele alınması gerekir:

İnsan faaliyetlerinin çevreye yüklediği yükler, bir ürünün yaşam döngüsünün her aşamasında tüketilen kaynaklar ve enerji (girdiler); ortaya çıkan kirleticiler ve atıklar (çıktılar) hesaba katılarak belirlenebilir. Girdiler ve çıktılar daha sonra diğerlerinin yanı sıra yenilenebilir ve yenilenemez kaynakların, insan sağlığı ve biyolojik çeşitliliğin uzun vadeli sürdürülebilirliği üzerindeki olumsuz etkileri açısından değerlendirilir. Bunlar bilindikten sonra, çıktıların (veya envanterlerin) çevre üzerindeki etkisini azaltmak için önlemler alınabilir.

Sürdürülebilirlik Raporu Hazırlanması

Sürdürülebilirlik ekibimiz; Bakanlığın talebine uygun olarak, Çevre Yönetim Planı yapılan tesislerin gerçekleştirdiği faaliyetleri, uygulamaları, sağlamış oldukları kazanımları ve ileriye yönelik hedefleri de içeren sürdürülebilirlik raporu yazmaktadır.

Sürdürülebilirlik

Karbon Sertifikasyonu ve Dengeleme

Küreselleşme ile birlikte artan sanayileşme faaliyetleri sonucunda, kaynakların tükenmesi, çevre sorunları ve bazı iş alanlarının yok olması gibi meydana gelen olumsuzluklar karşısında birtakım önlemlerin alınması önemli hale gelmiştir. Bu da, literatürde de sıkça yer alan sürdürülebilirlik, yeşil yeni düzen (green new deal), yeşil ekonomik büyüme (green economic growth), insana yakışır işler (decent works) ve yeşil işler (green jobs) gibi kavramların ön plana çıkmasını sağlamıştır. Bu doğrultuda, Avrupa Birliği Komisyonu, üye ülkeler ile birlikte Avrupa Birliği Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni oluşturmuştur. Bu hedefler 17 tane olup; bunlardan bir tanesi de ‘İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme’dir. Bu bağlamda çalışma içerisinde, öncelikle kavramsal çerçeve ortaya konulmuş; daha sonra Dünyadaki ve Ülkemizdeki yeşil yeni düzen, yeşil büyüme ve yeşil işlere ilişkin gerçekleştirilen faaliyetler ve örnekler incelenmiştir.

Dünya nüfusunun katlanarak arttığı yüzyılımızda insanlığın kaynakları da tersine bir biçimde azalmakta ve çoğu hayati değeri olan kaynakların erişimi, üretimi ve kullanımında ciddi sıkıntılar ortaya çıkmaktadır. Hatta geleceğin en önemli çatışma alanının gıda ve kaynaklar üzerinden olacağına dair çok sayıda bilimsel çalışma ve stratejik çalışmaların olduğu da görülmektedir. İhtiyaçların sonsuz ama kaynakların sınırlı olduğu ve giderek artan tüketim baskısı ile birlikte kaynakların sürdürülebilir kullanımı insanlığın geleceği adına oldukça kritik bir öneme sahiptir. Sürdürülebilir kullanım kapsamında; geri dönüşüm önemli bir yere sahipken, sürdürülebilir teknolojiler ve yeşil girişimcilik çağlar boyunca insanlığa daha rahat nefes aldırabilecek çözümler sunabilmektedir.

Adresimiz

Ali Kuşçu Mahallesi, Yavuz Selim Caddesi, No: 50, Fatih/İstanbul

İletişim Bilgilerimiz


+90 212 621 23 40+90 212 621 23 59info@haliccevre.com

Sosyal Medya Hesaplarımız


Merhaba
1
Merhaba,
Mesajınıza hafta içi 08:00 - 17:30 saatleri arasında dönüş yapılacaktır.